HASANI MANSUR EFENDİ

Çankırı ilinin Kızılırmak kazasının halaçlı köyünde 1929 yılında doğdu ve yaşadı. Babasının adı Musa annesinin adı Meryem hanımdır. Mesleği çiftçiliktir.

Çiftçilikle uğraşırken Uşşaki meşayihinden Mehmet Fehmi efendiden 1965 senesinde dualanmıştır. Seyri sülükuna hiç ara vermeden, elbise dahi soyunmadan devam etmiştir. 1967 yılında Fehmi dede vefat edince İbrahim İpek efendinin gözetiminde yola devam etmiş. 1976-77 yıllarında onun elinde irşat olup icazete hak kazanmıştır.

El tutmadan önce pehlivanlık yapmış ve insanlara faideli olmak için sınıkçılık ve tebabet yeteneğide varmış. İrşat olduktan sonra nefesi ve okuması ile birçok insanın şifa bulmasına vesile olmuş.

– Fehmi dededen dualanırken eli eline değdiğinde ceryanın şase yaptığı gibi bir ışık çıkmış. Bunun üzerine eniştesi (üssük dede) “Hasan sen hilafet alacaksın ama halaçlı köyü seni çekemeyecek” demiş.

İbrahim İpek efendi maneviyette aldığı işaret üzere 1977 ‘de Halaçlıya gelip icazetini imzaladı, manevi ismini Mansur koyup halife olarak tayin etti. Maneviyatta çok evlatları olsa da sülbünden gelen (Musa, Süleyman, Recep, Ali, Müyeser,Sare) 6 adet çocuğu vardır. Allah c.c. hepsini feyzinden mahrum eylemesin amin.

– Vefat etmeden önce, beni köyün mezarlığına gömün altı ay sonra açın eğer cesedim çürümüşse bırakın orada kalsın, yoksa köyün yakınındaki işaretlediğim tepeye gömün demiş.İhvandan bazıları kabri açılırken meraktan bakmışlar kefeni ile terrü taze duruyor. Fakat nakletmeye çekinmişler.

– Hasan Mansur efendi ve diğer halifeler Halaçlı köyünde toplanmışlar zikir ve sohbetten sonra İbrahim İpek efendi Hasan efendi hariç diğer halifelerin icazet yazma yetkisi olmadığını beyanla kendisine ayrı bir değer, kıymet verdiğini ve maneviyatının büyüklüğünü işaret etmiştir.

– Şu anda tarikata en ziyade hizmet eden dervişler onun dualadığı dervişlerdir. Fakat efendi celalli bir zat ve feyzi kabından taşan bir hal arz ettiği için ihvana voltaj fazla geldiğinden bir çoğu efendinin bu halini taşıyamamış hareketlerini kamilen kontrol edememiş taşkın cezbeli ruh haline erişmişlerdir.

– İhvandan biri şöyle anlatıyor bir gün mana aleminde beni çağırdı. Bende ziyaretine gittim. Bir gece dergahta misafir kaldık. O gün daha bir şey demeden sen rüyanı niye başkasına söylüyorsun. Ben sana rüyanı rehbere söyleme demedim mi? dedi ve rüyamı benim gördüğümden daha iyi bir şekilde bana anlattı ve bana “eğer rüyanı şeyhlerden başkasına anlatırsan sana çok kızarım” dedi.

– Yine bir gün rahatsızlığında bir ihvanın evinde geceledik o gece hasan efendiye ait bir maneviyatım oldu. Sabah namazını kıldıktan sonra gördüğün rüyayı anlat dedi. Bende bu rüya kalsın efendim dedim. Yok anlat dedi bende efendim sizin hakkınızda 1 yıl 10 gününüzün kaldığı söyleniyor dedim. O ‘da bunu kimseye söyleme dedi. Gerçekten o günden sonra bu kadar yaşadı. 27 Mart 1987 tarihinde dünyasını değiştirdi.

– Şimdiki Medine zakirimiz Beşpınarlı Hacı Bayram kamyon şoförlüğü yaparken, direksiyonda uyuduğunu ve direksiyonda 20 km. bu şekilde yol gittiğini, yükünü bırakıp geri dönüşünde şeyh efendinin olduğu kasabanın zikir meclisinde ona hitaben Hasan Mansur efendi “ Hey sen niye uyuyorsun” demiş. Ben uyumanın mümkün olmadığı bir ortamda olduğum için teaccüp ettim. Bilahare “Oğul direksiyona çıkarken uykunu al öyle çık bize 20 km. direksiyon sallattırdın” deyince meseleyi anladım efendiye ve yola sevgim daha ziyadeleşti.

– Sungurlunun Beşpınar köyünden geçerken derenin coşkun olduğu zamanda taksici dere kenarında durmuş Arabada 5-6 kişi varmış. Hasan Mansur efendi taksiciye oğul karşıya geç diyor. Şoför “ Siz canınıza mı susadınız” diyorsa da dinletemiyor ırmağa arabayı sürüyor karşıya geçince inip bakıyor ki arabanın lastikleri ıslanmamış. Hemen derede abdest alıp “ben şimdiye kadar size paranız için hürmet ve hizmet ediyordum. Artık Allah rızası için hizmet edeceğim” efendi beni duala deyip derviş olmuş.

– Hastaneye yatarken dervişin biri efendiye efendim, şeyh de çok, fitne de çok herkes bir şey diyor Allah gecinden versin biz sizden sonra ne yapalım yönümüzü kime dönelim diye sormuş. O ‘da “ oğul biz ağanın çobanı idik şimdi ise vademiz yetti geride kalan sürüyü ağaya teslim ettik” dedi. Ben yine “ağa kim? “diye sordum “divanımız ağanın kim olduğunu ıspatlamıyor mu oğul” dedi diyor.

Hafız Kutup, dil uzatma
Nadan derviş, yandan atma
Mansur turab, buhtan etme
İstiğfara gel kardeşim

bu bize Hak esmasında geldi demiş ve ağayı İbrahim İpek efendi olarak işaret etmiş.

– Hasan efendinin oğlu Musa efendinin Ankara ‘daki evinin önünde bir armut ağacı vardı ve güz mevsimi meyveleri toplanmıştı Hasan efendi “Oğul sayın bakalım kaç armut var” dedi. Oğlu saydı 9 adet dedi. “Derviş salla bakalım da düşsün” dedi, dokuzu da düştü. Orda bulunan dokuz kişiye dağıtıldı. Tekrar “armut var mı bakın” dedi var dediler “sayın bakalım” dedi 9 adet olduğu söylendi. “ Onu da çocuklar yesin” dedi ve ayrıldı. Allah C.C.şefaatine nail eylesin amin.

– Bir kaç derviş arkadaş Hasan efendiyi ziyarete gidiyorduk. Arkadaşlarla anlaştık, dedik ki: “İkindi namazını Hasan efendi ile beraber kılalım.” Sungurludan çıktık ve yolu yarıladık. bir çeşmeye geldik. Arkadaşlardan biri, “Şu çeşmeden abdest alayım.” dedi ve durduk. Arkadaşlar abdestini aldı ve dediler ki: “Şurada ikindi namazını kılalım.” Namazı kıldık ve tekrar yürüdük. Halaclı köyüne vardık ama ikindi vakti geçmek üzere idi. Hasan efendi: “İkindi namazını kıldınız mı?” dedi. “Efendim kıldık.” dedik. Bunun üzerine bize “Sungurludan çıkarken, İkindi namazını Hasan efendi ile kılalım dediniz de, yolda niye kıldınız? Benim de namazımı geciktirdiniz.” dedi ve kalktı, namazını kıldı.

Son olarak seçme divanlarını yayınlayacağımız bu zatın divanlarıda çok hakikatler içermektedir.Bu zatla ilgili menakıplara ve hakikatlere rastladıkça elbette daha yakından tanımak hasıl olur.

İnşallah şu an kısa bilgi sunduğumuz bu zatların hayatları daha büyük araştırmalara konu olur ve daha güzel eserler ortaya çıkar.

Bu yazı Biyografiler kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.