HAYRULLAH EFENDİ

Hüsn-i Gülzârî’nin üçüncü icâzet verdiği halifesi Hacı Hayrullah Ulusoy 1916
senesinde Çorum’un Bayat ilçesinin Çayköy’de bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya
gelmiştir. Babası Hüseyin Efendi, annesi Nazik Hanım’dır.
Hayrullah Efendi ilk evliliğini Şaziye Hanım ile yapmış ve bu izdivaçtan dört
çocuğu olmuştur. İsimleri şöyledir:
1. Mehmet Ali 2. Mürsel 3. Satı 4. Kevser
Hayrullah Efendi, Şaziye Hanım’ın 1994’te vefatı üzerine ikinci evliliğini
Bayat’ın Saray köyünden Fadime Hanım ile yapmıştır.
Hayrullah Efendi 1950’den itibaren yedi yıl Fehmi Efendi’nin dergâhına hizmet
etmiştir. Nakledildiğine göre Hakk’a vuslat yolunda ağır riyazet ve mücahedeye tabi
tutulmuştur. Fehmi Efendi’nin dergâhında kaldığı süre içerisinde öyle bir teslimiyet
göstermiştir ki, nakledildiğine göre şeyhi “ Git çocuklarını ziyaret et ” demediği
müddetçe şeyhinin yanından ayrılmamıştır.
Hayrullah Efendi bir keresinde Fehmi Efendi’yi kızdırdığı için dergâhtan
kovulmuştur. Bu olay üzerine Hayrullah Efendi köyün yakınında bir kaya dibine gidip
sabaha kadar ağlamış. Sabah namazına yakın tekrar dergâhın avlusuna gelmiş. Fehmi
Efendi:
“-Oğul geldin mi?” Diye seslenince, Hayrullah Efendi:
“ -Buyurun efendim buradayım,” deyip boyun kesmiştir.
Bir hasat döneminde Fehmi Efendi, Hayrullah Efendi’den harmana ekin
getirmesini ister ve Hayrullah Efendi de sabaha kadar arabayla ekinleri harmana taşır.
Sabah gelip ekinleri gören Fehmi Efendi “-Kim sana ekinleri buraya çek dedi? ”
Diyerek kızar. Ekini düvenle sürdükten sonra yağmur başlar ve Fehmi Efendi “-
Hayrullah ne duruyorsun bunları toparla” der. Hayrullah Efendi şeyhinin söylediğini
aynen yapar. Fehmi Efendi bu defa da ‘‘sana bunları kim topla dedi” diyerek kızar ve
geri dağıttırır. Bu olay aynı gün içerisinde birkaç defa tekrarlanır ve Hayrullah Efendi
şeyhinin her söylediğini itiraz etmeden yapar. Sonunda Fehmi Efendi’nin “-Hayrullah,
oğlum Allah muradını versin, işini gücünü rast getirsin, ben bunları seni imtihan ve
sadakatini denemek için yapmıştım,” deyip Hayrullah Efendi’nin gönlünü aldığı
nakledilmektedir.
Gülzârî’nin misafiri çok sevdiğini ve misafire hürmet edilmesini telkin ettiğini
söyleyen Hayrullah Efendi’nin ziyaretine gelenlere çok hürmet ettiği yanına gelen bir
çocuk bile olsa ayakta karşılayıp kendisinin hizmet ettiği nakledilmektedir. Gelenlere
sık sık tarikat edebini anlatıp, bir şeyhin yanında dervişlerin ölü mesabesinde olması
gerektiğini, şeyhin yanında irade beyanının edebe aykırı olduğunu söylemiştir.
Kendisinin Hüsn-i Gülzârî ve Fehmi Efendi’nin meclislerinde otururken orada yok
misali sohbetlerini dinlediği, feyiz ve bereketlerinden istifade yollarını aradığı
nakedilmektedir.
Gece ibadetine çok dikkat ettiği ve gece ibadetini genellikle dergâhta yaptığı
anlatılmaktadır. Gecenin bir bölümünü namaza bir bölümünü de tesbihe ayırdığı,
yanında dervişi varsa duayı ona bıraktığı ve tüm namazlarını genellikle camide kılmaya
özen gösterdiği nakledilmektedir.
Hüsn-i Gülzârî, Hayrullah Efendi’nin icazetini yazdığında Fehmi Efendi’yi
ziyaret etmesini söylemiştir. Fakat Hayrullah Efendi, senelerdir hizmet ettiği Fehmi
Efendi’den çekindiği için uğramadan köyüne gitmiştir. Bunu duyan Fehmi Efendi
gücenmiş ve “ bana uğrasaydı ne olurdu? Ben onun hilafetini mi yırtacaktım? Ben onun
olgunlaşması için nice zaman Allah’a boyun kestim, onun için ağladım” demiştir.
Birkaç ay sonra dervişler aracı olmuş ve Hayrullah Efendi gelip Fehmi Efendi’nin elini
öpmüş ve barışmışlar.Kendisinin samimi bir gönül eri olduğunu ve şeyhi Gülzârî’den
aldığı feyizle Hakk’a vuslat ettiğini şöyle dile getirmiştir:
Gece gündüz çalışarak
Erenlere karışarak
Ben şeyhime karışarak
Bırakın beni gideyim
Ümmi-Han has bir melektir
Onu bekleyen ince elektir
Yolcu yolunda gerektir
Bırakın beni gideyim
HayrullahEfendi ümmî bir gönül eridir. Divanlarında ümmî olduğunu ancak
aşkın badesini içmiş ledün ilmine sahip bir gönül eri olduğunu ve şeyhi Gülzârî’nin
izini takip ettiğini şöyle anlatmıştır:
Şeyh mi olur diyorsunuz ümmi cahilden
Doğrudur ben anlamam zahir ilimden
Sorun haber vereyim bâtın ilminden
Ledün ilmine cevap verenler gelsin
Aşkın badesini içtim de geldim
Pirimin peşine düştüm de geldim
Hakk’ın izni ile semadan utçum da geldim
Ümmi-Hanım arşı alaya varanlar gelsin

Bu yazı Biyografiler kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.